Alanında deneyimli ekibimiz ile birlikte ihtiyacınız olan tüm sorunlarda profesyonel destek sunuyoruz.
Günden güne gelişen teknolojinin en yakın takipçisi olarak kanıtlanmış çözümler ile sağlığınızı destekliyoruz.
Diş sağlığınızı doğrudan destekleyen teknolojik aletlerimiz, cihazlarımız ve materyallerimiz ile birlikte yanınızdayız.
Diş enfeksiyonlarında antibiyotik kullanımı yalnızca ateş, yüzde asimetri yaratan şişlik, halsizlik veya lenf bezlerinde büyüme gibi sistemik belirtilerin varlığında mutlaka diş hekimi reçetesiyle başvurulması gereken bir tedavi sürecidir. Antibiyotikler ağrı kesici (analjezik) grubunda yer almaz; diş ağrısını anında kesmez veya tedavi etmez. Bu ilaçlar, bakterilerin üremesini durdurarak enfeksiyonun kemik ve yumuşak dokuya yayılmasını engellemek amacıyla üretilmiştir. Ağrının ve sorunun kalıcı çözümü ise ilaçla değil ancak hekimin uygulayacağı kanal tedavisi veya diş çekimi gibi mekanik müdahalelerle mümkündür.
Bir dişiniz iltihaplandığında aklınıza gelen ilk soru “Hangi ilacı içmeliyim?” oluyor. Ancak bu sorunun cevabı sandığınız kadar basit değildir. Çünkü diş iltihabı dediğimiz şey tek tip bir durum değildir. Bazen bakteriler sadece dişin içinde sınırlı kalır bazen kemiğe yayılır bazen de yüzünüzü şişirecek kadar agresifleşir. Hangi antibiyotiğin iyi geleceği, enfeksiyonun hangi aşamada olduğuna ve buna sebep olan bakterilerin karakterine göre tamamen değişmektedir.
Bunu bir savaş stratejisi gibi düşünebilirsiniz. Karşınızdaki düşman (bakteri) hava kuvvetleri mi, kara kuvvetleri mi? Eğer düşman havadaysa, karadan top atışı yapmak işe yaramaz. Diş enfeksiyonlarında da durum böyledir. Enfeksiyonun başlangıcında oksijenli ortamı seven bakteriler ön plandadır. Ancak apse ilerleyip derinleştiğinde, oksijensiz ortamda yaşayabilen, çok daha inatçı ve kötü kokulu bakteriler sahneye çıkmaktadır. Komşunuzun dişine iyi gelen ilaç, sizin dişinize bu yüzden iyi gelmeyebilir. Hatta yanlış ilaç seçimi, bakterileri daha da güçlendirmekten başka bir işe yaramaz.
Diş hekimleri genellikle geniş bir etki alanına sahip olan ilaçları tercih ederler. Ancak burada en belirleyici faktör sizin vücudunuzdur. Eğer penisilin alerjiniz varsa en sık kullanılan ilaç grubu sizin için ölümcül bir zehre dönüşebilir. Bu yüzden en iyi antibiyotik diye bir şey yoktur, o anki duruma ve kişiye uygun antibiyotik vardır.
Diş iltihaplarıyla ilgili doğru tedaviye ulaşmak için mutlaka diş hekimleri tarafından muayene edilmeniz gerekir. Çünkü her enfeksiyonun yapısı farklıdır ve doğru antibiyotik seçimi ancak uzman kontrolünde yapılmalıdır. Özellikle Ankara’da bir Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği arıyorsanız EOT Klinik Ankara‘nın deneyimli diş hekimleri size en uygun tedavi planını sunar.
Sağlığınızı riske atmayın, bizimle iletişime geçin ve diş iltihabınızı uzman ellerde tedavi ettirin!
Diş hekimlerinin reçete ettiği antibiyotikler, etki mekanizmalarına göre farklı ailelere ayrılır. Her birinin güçlü ve zayıf yönleri vardır. Hekiminiz muayene sonucunda aşağıdaki gruplardan birini seçer:
Tedavi süresi konusunda kafalar genellikle karışıktır. Kimi hasta “Ağrım geçti” deyip 3. günde ilacı bırakır kimi “Garanti olsun” diye iki kutu bitirir. İkisi de yanlıştır.
Bir yangın düşünün. İtfaiye gelip alevleri söndürdü. Ama için için yanan közler hala duruyor. Eğer itfaiye “Alev bitti” deyip giderse, o közler rüzgarla tekrar alevlenir ve yangın eskisinden daha büyük bir şekilde geri döner. Antibiyotik tedavisini yarıda kesmek budur. İlacı içtiğinizde bakterilerin çoğu ölür ve rahatlarsınız. Ama en güçlü, en dayanıklı bakteriler henüz ölmemiştir sadece sersemlemiştir. İlacı erken bırakırsanız, bu hayatta kalan süper bakteriler tekrar çoğalır.
Bu nedenle tedavi süresi genellikle bir kutunun bitirilmesiyle sınırlıdır. Antibiyotik tedavi süresi tedavi planına göre şu şekildedir:
Hekiminiz size “Kutu bitene kadar” dediyse şikayetleriniz tamamen geçse bile o kutuyu bitirmelisiniz. Bu enfeksiyonun tamamen vücuttan atılması için şarttır.
Geldik en can alıcı noktaya ve toplumda en sık yapılan hataya. Şunu çok net bir şekilde söylemek isteriz: Antibiyotikler ağrı kesici değildir.
Diş ağrısı genellikle dişin içindeki kapalı odacıkta (sinirlerin olduğu yerde) basıncın artmasıyla oluşur. Diş sert bir kutu gibidir, içindeki doku iltihaplanıp şişmek ister ama sert duvarlar buna izin vermemektedir. İçerideki basınç artar ve sinirlere baskı yaparak o dayanılması zor, zonklayıcı ağrının oluşmasına neden olmaktadır. Antibiyotik içtiğinizde, ilaç kana karışır ve bakterileri öldürmeye çalışır. Ama bakterinin ölmesi o anki basıncı düşürmez. Yani antibiyotik, baş ağrısı hapı gibi içtiğinizden yarım saat sonra ağrınızı kesmemektedir.
Eğer yüzünüzde kocaman bir şişlik yoksa ve ateşiniz çıkmadıysa sadece dişim ağrıyor diyerek antibiyotik kullanmanızın size hiçbir faydası yoktur. Aksine, karaciğerinizi ve böbreklerinizi yormuş olursunuz. O anki ağrı için doğru çözüm ağrı kesiciler ve en kısa sürede diş hekimine gitmektir.
Hiçbiri. Çünkü antibiyotiklerin üretim amacı ağrıyı durdurmak değildir. Ağrıyı durduran ilaçlara analjezik (ağrı kesici), bakteriyi öldürenlere antibiyotik denir. İkisi tamamen farklı işler yapan, farklı mekanizmalarla çalışan ilaçlardır.
Bazen hastalarımız “Ama falanca içti, ağrısı kesildi” diyebilir. Bu tamamen tesadüfi bir durumdur veya psikolojik bir rahatlamadır. Ya da enfeksiyon tesadüfen o dönemde kronikleşmiş yani uyku moduna geçmiştir. Antibiyotik, ağrı sinyallerinin beyne iletilmesini engellemez. Sinir ucundaki yangıyı anında söndürmez. Bu yüzden gece başlayan bir diş ağrısında eczaneden antibiyotik bulmaya çalışmak yerine nöbetçi bir diş hekimi bulmak veya güçlü bir ağrı kesici almak çok daha mantıklı bir harekettir.
Peki, antibiyotik diş ağrısına hiç mi etki etmez? Dolaylı yoldan etki etmektedir ama bu çok yavaş gerçekleşen bir süreçtir. Mekanizmayı şöyle anlatalım:
Diyelim ki dişinizin kök ucunda büyük bir apse var ve bu apse kemik içinde basınç yapıyor. Antibiyotik kullanmaya başladığınızda bakterilerin sayısı azalmaya başlar. Bakteriler azaldıkça vücudunuzun o bölgeye yığdığı savunma hücreleri ve sıvı miktarı (iltihap) da yavaş yavaş azalır. İltihap üretimi durunca, günler içerisinde bölgedeki basınç düşmektedir. Basınç düşünce de ağrı hafiflemektedir.
Ama dikkat edin, günler içerisinde diyoruz. Bir antibiyotiğin kanda yeterli seviyeye ulaşıp bakterilerle savaşı kazanması ve bunun sonucunda ağrının azalması en az 24 ila 48 saat zaman alır.
Yani ilacı içtiğiniz an bir rahatlama beklemeyin. Antibiyotik uzun vadeli bir temizlik aracıdır, anlık bir kurtarıcı değildir.
Diş hekimliğinde kullandığımız antibiyotikler, vücudun diğer bölgelerindeki enfeksiyonlarda kullanılanlardan biraz farklılık gösterebilir. Çünkü ağzımızdaki bakteriler örneğin bir idrar yolu enfeksiyonuna veya boğaz enfeksiyonuna sebep olan bakterilerden çok daha farklıdır. Ağız boşluğu, yüzlerce çeşit bakterinin bir arada yaşadığı çok kalabalık bir ekosistemdir.
Diş hekimleri ilaç seçerken bazı temel gruplar üzerinden ilerler. Bu grupları bilmek, size reçete edilen ilacın ne işe yaradığını anlamanız açısından faydalı olabilir.
En sık kullanılan gruplar şunlardır:
Geniş spektrumlu penisilinler: Hem oksijenli hem oksijensiz ortamdaki bakterilere karşı etkilidirler. Mide asidine dayanıklıdırlar, yani tok karnına içildiğinde etkileri azalmamaktadır. Gebelerde güvenle kullanılabilirler. En büyük riskleri alerjidir.
Kemiğe iyi geçen ilaçlar: Bazı antibiyotiklerin özelliği, kemik dokusunun içine çok iyi sızabilmeleridir. Çene kemiği iltihaplarında bu grup tercih edilir. Ancak mide ve bağırsak sistemini biraz yorabilirler, ishal yapma riskleri vardır.
Yardımcı ilaçlar: Sadece anaerob dediğimiz, hava almayan derin apselerin içindeki bakterileri öldüren özel ilaçlardır. Bunlar genellikle tek başına verilmez, ana antibiyotiğin yanına destek kuvvet olarak eklenir.
Hastalarımız bazen “Hocam bana en pahalısını, en iyisini yaz, hemen geçsin” derler. Tıpta en iyi ilaç diye bir kavram yoktur, doğru ilaç vardır:
Basit bir örnek verelim: Bir sivrisineği öldürmek için balyoz kullanır mısınız? Kullanmazsınız, çünkü gereksizdir ve etrafa zarar verirsiniz. Basit bir diş eti enfeksiyonu için vücuttaki tüm bakterileri öldüren çok ağır bir antibiyotik kullanmak da buna benzer. Evet, o bakteriyi öldürürsünüz ama bağırsaklarınızdaki yararlı bakterileri de yok edersiniz, mantar enfeksiyonuna davetiye çıkarırsınız ve vücut direncinizi düşürürsünüz.
Bu yüzden en iyi antibiyotik;
“Hocam antibiyotik yazmayacak mısınız?” sorusuyla çok sık karşılaşırız. Çoğu zaman cevabımız “Hayır” dır. Çünkü diş enfeksiyonlarının büyük bir kısmı, mekanik temizlikle (kanal tedavisi ve diş taşı temizliği gibi) geçer. Antibiyotik, sadece vücudun kendi başına savaşamayacağı kadar büyük durumlarda gereklidir.
Hekiminiz şu belirtileri gördüğünde mutlaka antibiyotik reçete edecektir:
Bu durumlar kırmızı alarm durumlarıdır ve antibiyotik desteği şarttır. Ancak sadece dişinizin üzerine basınca ağrı varsa, bu durum lokal bir işlemdir ve ilaçsız çözülür.
Diş etleriniz fırçalarken kanıyorsa kızarıksa veya şişse bunun sebebi genellikle diş taşları ve bakteri plağıdır. Bu kirli bir tencereye benzer. Tencere kirliyse, üzerine deterjan (antibiyotik) döküp beklemek tencereyi temizlemez. Ovalamanız (mekanik temizlik) gerekir.
Diş eti iltihaplarında antibiyotik kullanmak, kanamayı geçici olarak durdurabilir. Ama ilacı bıraktığınız hafta kanama geri başlar. Çünkü enfeksiyon kaynağı olan diş taşları hala oradadır. Bu yüzden diş eti sorunlarında antibiyotik kullanımı çok nadirdir ve sadece çok özel, ağrılı ve doku kaybı yapan diş eti hastalıklarında tercih edilir. Standart diş eti kanamalarında çözüm diş hekimi koltuğunda temizlik yaptırmaktır, eczaneye gitmek değil.
Antibiyotik kullanmak, vücudunuza dışarıdan kimyasal bir müdahaledir ve kurallara uyulmadığında faydadan çok zarar getirmektedir.
Tedavi sırasında en sık yapılan hatalar şunlardır:
Bu konuda halk arasında o kadar çok efsane var ki doğrularını anlatmak biz hekimler için bazen tedaviden daha zor oluyor.
En yaygın yanlış inanışlar şunlardır:
Bunların hepsi yanlıştır veya eski bilgilerdir. Özellikle antibiyotiğin diş ağrısını kestiği inanışı çok yanlıştır. Antibiyotik, diş ağrısını kesmek için kullanılmaz. Ayrıca “Apseli diş çekilmez” inancı da artık değişmiştir. Eğer hasta ağzını açabiliyorsa ve diş uyuşturulabiliyorsa, enfeksiyon kaynağı olan dişin bir an önce çekilmesi veya içinin boşaltılması iyileşmeyi hızlandırmaktadır. Sadece ilaç içip beklemek apseyi kurutmaz, sadece geçici olarak baskılamaktadır. Kaynak (çürük diş) orada durduğu sürece apse hep geri gelecektir.
Burada size doğrudan ilaç ismi verip bunu kullanın dememiz yasal ve etik olarak mümkün değildir. Zaten Türkiye’de antibiyotikler reçetesiz satılmaz. Ancak hekiminizin reçetesinde görebileceğiniz, etken maddelerine göre sınıflandırılmış bazı gruplar vardır:
Reçetelerde sıkça karşılaşılan gruplar şöyledir:
Bu ilaçların her birinin dozu, tablet sayısı ve kullanım şekli farklıdır. Kimisi aç karnına, kimisi tok karnına alınır. Kimisi günde tek doz, kimisi 3-4 dozdur. Bu detayları eczacınız size kutunun üzerine yazarak anlatacaktır. Birkaçına isim vermek gerekirse ki bunlar zaten reçeteli elde edilebilirler:
Amoksisilin + Klavulanik Asit içerenler: Halk arasında en bilinen geniş spektrumlu gruptur. Augmentin, Klavunat, Amoklavin, Croxilex, Klamoks, Bioment. Genellikle 1000 mg (1 gr) veya 625 mg tablet formundadırlar.
Penisilin V Potasyum: Daha dar spektrumlu, basit enfeksiyonlarda kullanılır. Pen-Os.
Klindamisin içerenler: Kemik enfeksiyonları ve penisilin alerjisi durumunda kullanılır. Cleocin, Klindan, Meneklin, Clin.
Metronidazol içerenler: Anaerobik (kötü kokulu) enfeksiyonlar için yardımcı olarak verilir. Flagyl, Nidazol, Metrajil.
Spiramisin + Metronidazol kombinasyonu: Diş eti ve diş enfeksiyonlarında sıkça tercih edilen hazır bir kombinasyondur. Rodogyl.
Genellikle 5 ile 7 gün arasındadır. Ancak kemik enfeksiyonu gibi inatçı durumlarda hekiminiz süreyi uzatabilir. Asla hekiminize danışmadan tedaviyi erken kesmeyin.
Geçici olarak evet, kalıcı olarak hayır. Antibiyotik bakterileri öldürür ama dişin içindeki ölü dokuyu temizlemez. Dişin içi temizlenmediği sürece yeni bakterilerin üremesi söz konusu olabilir. Mutlaka kanal tedavisi veya çekim gerekir.
Evet! Hatta en sağlıklı olanı budur. Eğer enfeksiyon başlangıç aşamasındaysa, diş hekiminiz o bölgeyi temizleyerek (kanal tedavisi yaparak) enfeksiyonu tamamen bitirebilir. Vücudunuza hiç kimyasal sokmadan iyileşmiş olursunuz.
İlacı yuttuktan sonra kana karışması 1-2 saat sürer ama gözle görülür bir iyileşme, yani şişliğin inmesi veya ateşin düşmesi için genellikle 48 saat (2 gün) beklemeniz gerekir. İlk hapı yutar yutmaz mucize beklemeyin.
Kutudaki ilaç bitene kadar kullanılmalıdır. Bu genellikle bir hafta civarıdır. Şikayetleriniz 3. günde geçse bile, bakterilerin tamamen yok olması için kalan ilaçları içmeniz şarttır.
Kullanılabilir ama çok seçici davranmak gerekir. Penisilin grubu ilaçlar hamileler için genellikle güvenlidir. Ancak bazı antibiyotik türleri bebeğin dişlerinde kalıcı renklenmelere veya kemik gelişiminde sorunlara yol açabilir. Bu yüzden hamileyseniz veya emziriyorsanız bunu mutlaka hekiminize söylemelisiniz. Hekiminiz size ve bebeğinize zarar vermeyecek B grubu güvenli ilaçları seçecektir.
Hayır, yoktur. Yasalar gereği eczaneler reçetesiz antibiyotik satamazlar. Bu sizin sağlığınızı korumak için alınmış bir önlemdir. Çünkü bilinçsiz antibiyotik kullanımı, gelecekte basit bir enfeksiyondan bile insanların ölmesine neden olabilecek antibiyotik direnci sorununu yaratmaktadır. Dişiniz ağrıdığında komşudan veya eski kutudan ilaç bulmaya çalışmak yerine, mutlaka bir hekime muayene olmalı ve e-reçete yazdırmalısınız.
Alanında deneyimli ekibimiz ile birlikte ihtiyacınız olan tüm sorunlarda profesyonel destek sunuyoruz.
Günden güne gelişen teknolojinin en yakın takipçisi olarak kanıtlanmış çözümler ile sağlığınızı destekliyoruz.
Diş sağlığınızı doğrudan destekleyen teknolojik aletlerimiz, cihazlarımız ve materyallerimiz ile birlikte yanınızdayız.
Güncel paylaşımlarımız ile birlikte hem sağlığınızı destekliyor hem bilgilendirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda hazırlanmış içeriklerimizi inceleyerek sizler de fayda sağlayabilirsiniz.
Sağ kısımda yer alan whatsapp butonumuz üzerinden bizlere ihtiyacınız olan her zaman ulaşabilir destek alabilirsiniz.
Web sitemizdeki tüm açıklamalar yalnızca bilgilendirme amaçlıdır.
Bu açıklamalar tıbbi muayene veya teşhisin yerini tutmaz.
Son Güncelleme: 08.01.2026